içmişim güzeliz bu akşam
huzurevinin andırır abantta
yağmur yağar bütün gün
bu mayıs akşamında,
çiseler tabiata tüm görkemiyle
çiseler üzerime buz gibi havada
sigara içsem bırakmadan önce son bir kaç defa
ne derler diye düşünmeden
düşünmeden ufak çıkar hesaplarını
ödün vermeyi gerektiren kendinden
düşünmeden kendime gelsem..
ey benim güzel düşüncelerime
hayatla bağdaşamayan..
abant, 08/05/2015 e.k
8 Mayıs 2015 Cuma
dayanamam...
verme ellerini ellerime
dikme gözlerini gözlerime
ellerim tutuşur
gözlerin kalbimi eritir
dayanamam yorgunum
dayanamam yorgunum
saçlarının kokusuna esen rüzgarda
bahar gelmiş neyleyim
bir varmışsın bir yokmuşsun neyleyim
ben yorgunum böyleyim...
abant, 08/05/2015 e.k
dikme gözlerini gözlerime
ellerim tutuşur
gözlerin kalbimi eritir
dayanamam yorgunum
dayanamam yorgunum
saçlarının kokusuna esen rüzgarda
bahar gelmiş neyleyim
bir varmışsın bir yokmuşsun neyleyim
ben yorgunum böyleyim...
abant, 08/05/2015 e.k
sızı...
yağmur yağar abantta inceden
inceden bir sızı girer kalbine
bu hoyrat nankörlüğün sızısıdır
bıçak gibi saplanır böğrüne
en değer verdiğin yerden gelir
ve emek sarfettiğin yerden
kestirmek mümkündür
öngörmek mümkündür
yine de kondurmazsın...
sen bir şey öğretemezsin
sen bir şeye yönlendiremezsin
sadece ve sadece hayat öğretir
ama sana da öğretir
her defasında tekrar tekrar.
abantta yağmur çiseliyor
bulutlar göl üzerine çökmüş
yüreğine değil,
tazelenme vaktidir
hakettiğinden fazla değer
vermeme vaktidir
tekrardan öğrendiğin..
sen bir şey öğretemezsin
şu lanet riyakar hayatta
riyayı da hayat öğretir,
liyakati de hayat öğretir
öğrenirsin tekrardan...
Abant, 08/05/2015 e.k
inceden bir sızı girer kalbine
bu hoyrat nankörlüğün sızısıdır
bıçak gibi saplanır böğrüne
en değer verdiğin yerden gelir
ve emek sarfettiğin yerden
kestirmek mümkündür
öngörmek mümkündür
yine de kondurmazsın...
sen bir şey öğretemezsin
sen bir şeye yönlendiremezsin
sadece ve sadece hayat öğretir
ama sana da öğretir
her defasında tekrar tekrar.
abantta yağmur çiseliyor
bulutlar göl üzerine çökmüş
yüreğine değil,
tazelenme vaktidir
hakettiğinden fazla değer
vermeme vaktidir
tekrardan öğrendiğin..
sen bir şey öğretemezsin
şu lanet riyakar hayatta
riyayı da hayat öğretir,
liyakati de hayat öğretir
öğrenirsin tekrardan...
Abant, 08/05/2015 e.k
28 Nisan 2015 Salı
24 Nisan akşamı saat 21:00 dan 22:30 kadar Anıtkabirdeydik ailecek. Tandoğan'a gelince trafik sıkıştı. Adım adım işlerliyoruz deyim yerindeyse. Anıtkabir etrafı panayır alanı gibi olmuş, Atatürk bayrakları, Cumhuriyetimizin bayrakları, çin dilek fenerleri ve saire bir süre şey satılıyor yol boyunca. Yarım saat cebelleştikten sonra Anıtkabir'in girişine yaşlaştık, Anlaşıldı daha çok bekleyeceğiz sola kırdık ve 500 m kadar ilerde yol boyuna arabayı parkettim. Yürüdük oradan Anıtkabire. Ama tüm bu sırada insanlar akın akın gidiyor, bir o kadar da gelenler var. Sürekli bir devinim. Herkesin ellerinde bayraklar, Atatürk bayrakları, bandanalar. Yol boyunca fotoğraf çektirenler, tabii arada biz de durup çekiniyoruz, Aslanlı yolu geçtik. Anıtkabirin olduğu meydana geldik konser var, izmir marşı, çanakkale içinde ve Atatürkün sevdiği şarkılar. insanlar ara ara bu marşalara ve türkülere katılıyor. Gecenin karanlığına çin fenerleri bırakılıyor, ışıklandırma mükemmel ve duygulandırıcı. Herkes neredeyse bizim kadar heyecanlı. Ara ara sloganlar: Mustafa Kemal'inm askerleriyiz. Cumhuriyet emin ellerde diye düşünüyorum, sonra emin ellerde ama o zaman Cumhuriyetin tüm kurumları yok edilirken nerdeydik, Çankaya artık yok, uÇanSaray var, Anıtkabir'den sonra arkada görkemiyle duruyor. diye düşünüyorum. Bizleri kim neden bir araya getiremedi de Atatürk'ün mirasına yeterince sahip çıkamadık. Gelecekten hep kuşkuluyuz. olsun diyorum yine de umut etmeli insan, burada umut ve iyi niyet var. yukarı çıktık belki mozoleye gireriz diye. Tam o sırada mozolenin olduğu bölümün kapıları açıldı. içerde Çanakkale gezilerinde bolca görebileceğiniz simge Çanakkale Zaferi dönemi giysileri içinde Mehmetçikler. Fotoğraf çektiriyor insanlar sırayla, biz de tabii ki. Mozolenin başındayız. Fatiha okuyoruz Atamıza, bizim gibi daha bir çokları da. Girmekten çıkmak daha zor, akın akın insanlar Atasına koşuyor. Çıktık dışarı, İkinci Adam, İnönü Zaferi ve Lozan Anlaşmasının mimarı İsmet Paşayı unutmadık tabii. Arada askerler çin dilek fenerleri dağıtıyor, biz rasgelemedik, ve hep birlikte gökyüzüne bırakılıyor. Görüntü muhteşem, Ankara muhteşem bu akşam sabaha kadar. Yüce Atatürk Ruhun Şad Olsun.
27 Şubat 2015 Cuma
yalan...
yalan
yanıltır herkesi
kendinden başka
kendini asla...
varlık sebebidir yalan
kendinin...
ürettikçe ister yeniden
muhtaçtır kendine
yalanına da inanılmaya..
doğrunun karşısında
pek çok yalan vardır
yalanın karşısında
ancak tek bir doğru
yalan yalnız değildir
doğrunun karşısında..
yalana inanmak ister insan
doğru olmadığını bilse de...
yalanın yüzü sıcaktır
duymak istediklerini söyler hep
umut dağıtır evrenine
kısa da sürese...
yalanın kalbi soğuktur
perdesi indiğinde
yalın çıplaklığıyla
yıkıp atar hayallerini
kendine de gelemezsin
uzunca bir süre..
yalansız yaşayamazsın
ama yalanla da...
esk, 27/02/2015 ek
yanıltır herkesi
kendinden başka
kendini asla...
varlık sebebidir yalan
kendinin...
ürettikçe ister yeniden
muhtaçtır kendine
yalanına da inanılmaya..
doğrunun karşısında
pek çok yalan vardır
yalanın karşısında
ancak tek bir doğru
yalan yalnız değildir
doğrunun karşısında..
yalana inanmak ister insan
doğru olmadığını bilse de...
yalanın yüzü sıcaktır
duymak istediklerini söyler hep
umut dağıtır evrenine
kısa da sürese...
yalanın kalbi soğuktur
perdesi indiğinde
yalın çıplaklığıyla
yıkıp atar hayallerini
kendine de gelemezsin
uzunca bir süre..
yalansız yaşayamazsın
ama yalanla da...
esk, 27/02/2015 ek
6 Şubat 2015 Cuma
kaypak...
kaypak
hırçın dalgalarında denizlerin
daha rahat yüzer
dingin olduğundan
çabuk kamufle olur
göremezsin
yeteneğine de erişemezsin...
zeytinyağı gibidir kaypak
hafiftir
ve haklıdır hep
su yüzüne çıkan
çabucak kıvrılır damlalar arasından
her daim düşmanı vardır
saldıramaz
ama kolayca saf değiştirir
her defasında
şaşırmadan edemezsin...
ne çok bahanesi vardır kaypağın
onuru asla..
sözler kar etmez
ama duymak ister yine de
erdemli olanı
savunma refleksi yüksektir
hızına yetişemezsin...
kaypak
içine girdiği kabın şeklini alan
sıvıya benzer akıcıdır akar
ağırlığı yoktur kütlesince
değişkendir sözleri değişir
bilirsin doğasıdır
yanılmadan edemezsin....
insanın evrimleşme sürecinde
tamamlanmayandır kaypak
çoğu zaman maymunsudur
görmez, duymaz, bilmez
insan olduğunda
çıkarı vardır mutlaka
hissedemezsin
hünerine de yetişemezsin...
ank, 06/02/2015 e.k
hırçın dalgalarında denizlerin
daha rahat yüzer
dingin olduğundan
çabuk kamufle olur
göremezsin
yeteneğine de erişemezsin...
zeytinyağı gibidir kaypak
hafiftir
ve haklıdır hep
su yüzüne çıkan
çabucak kıvrılır damlalar arasından
her daim düşmanı vardır
saldıramaz
ama kolayca saf değiştirir
her defasında
şaşırmadan edemezsin...
ne çok bahanesi vardır kaypağın
onuru asla..
sözler kar etmez
ama duymak ister yine de
erdemli olanı
savunma refleksi yüksektir
hızına yetişemezsin...
kaypak
içine girdiği kabın şeklini alan
sıvıya benzer akıcıdır akar
ağırlığı yoktur kütlesince
değişkendir sözleri değişir
bilirsin doğasıdır
yanılmadan edemezsin....
insanın evrimleşme sürecinde
tamamlanmayandır kaypak
çoğu zaman maymunsudur
görmez, duymaz, bilmez
insan olduğunda
çıkarı vardır mutlaka
hissedemezsin
hünerine de yetişemezsin...
ank, 06/02/2015 e.k
4 Şubat 2015 Çarşamba
bir suskun insan..
susmuş gece
uzun bir bir sessizlik
sabahtan kalma
günden kalanı
çağrıştırmak istercesine
zaman durmuş
durmuş bekliyor aynı potada
kaygıdan uzak
sevinçten uzak
günün sinirselliğinden kalma
bir suskun insan
sıkışmış kalmış odada
çalışma masasında
seyretmekte karanlıkta uzakları
düşünceler girmiş zihnine
karıncalanmakta
suskunluğun penceresinden içeri
çatışmalarla dolu beyni
gece suskun gece gizemli
tüm bunlardan soyutlanmış
bir suskun insan masasında
vurmuş kafasını geceye
sayıklamakta zamanı...
............................91 Mart Ank. e.k
uzun bir bir sessizlik
sabahtan kalma
günden kalanı
çağrıştırmak istercesine
zaman durmuş
durmuş bekliyor aynı potada
kaygıdan uzak
sevinçten uzak
günün sinirselliğinden kalma
bir suskun insan
sıkışmış kalmış odada
çalışma masasında
seyretmekte karanlıkta uzakları
düşünceler girmiş zihnine
karıncalanmakta
suskunluğun penceresinden içeri
çatışmalarla dolu beyni
gece suskun gece gizemli
tüm bunlardan soyutlanmış
bir suskun insan masasında
vurmuş kafasını geceye
sayıklamakta zamanı...
............................91 Mart Ank. e.k
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
